Google Cast – Chrome Cast

Google cast ile chrome cast birbirine yakın kavramlar ancak tamamen aynı değil.

Chrome Cast aşağıda görünen şu aletin ismi.

 

chromecast

ChromeCast 1

  • Output: HDMI
  • Processor: Marvell Armada 1500 Mini 88DE3005 SoC, 1.2GHz ARM Cortex-A9 processor
  • RAM: 512MB
  • Storage: 2GB flash
  • Max. Output Video Resolution: 1080p
  • Dimensions: 72(L) x 35(W) x 12(H) mm
  • Weight: 34 g
  • Connectivity: 802.11 b/g/n (2.4GHz)
  • Power: microUSB (Power adapter included)

 

 

buy-chromecast-lightboxChromecast 2:

  • Output: HDMI
  • Processor: Marvell Armada 1500 Mini Plus 88DE3006 SoC, 1.2GHz dual ARM Cortex-A7 processors
  • RAM: 512MB
  • Storage: 256MB flash
  • Max. Output Video Resolution: 1080p
  • Dimensions: 51.9 in diameter, 13.49mm (H)
  • Weight: 39.1 g
  • Connectivity: 802.11 ac (2.4GHz/5GHz)
  • Power: microUSB (Power adapter included)

 

İzmir – Pergamon Antik Kenti Bisiklet Turu

Çarşamba Akşamı Bisikletçilerinden Ali’ye dedim ki ben 200+ kilometre yapmak istiyorum. Bu durumda Bergama’ya gidip gelmek gayet uygun olacaktı. Hem de sevdiğim tarzda bir kültür olacaktı Pergamon’u gezince.
Sabah 7:30 gibi Bornova’daki evimden yola çıktım, Ali’yi Manavkuyu’dan aldım tabi bisiklet ile 🙂 Yürüyen merdiveni bisikletler elde geçip metro’nun diğer tarafına geçtik. Oradan da Karşıyaka falan kaptırıp giderken Ali’ye hadi kahvaltı diyip diyip durdum. Ama Ali az ileride bir çorbacı var çorbacı var diye diye 43 km yol geldik. 
Dediği yer de aslında köfteci imiş ama normalde çorbası da varmış ama o da şimdi yokmuş 😀
Biz de başka bir dükkanda kuru – pilav yedik.
Yollar çok güzeldi. Sadece Aliağa’ya gelmeden biraz önce sağ şeride taş ve toprak dökmüştü bir kamyon. Kamyon dediğime bakmayın belki de başka biri dökmüştür sadece tahminimiz bu yönde. Ali’nin önerisi üzerine taşları geçip sağda durduk ve polise haber verdik. Tam telefonu kapatınca yoldan geçen bir araç taşın kenarından geçince taş 30 m kadar uçup benim lastiğe çarptı hiç birşey de olmadı ilginçtir. 

Saat 1 civarı Bergama’ya vardık. Biraz oyalanıp yemek yedik ama keşke Çığırtma da yeseydik. 
 Şehirden sonra teleferiğe binip Pergamon Antik Kentine doğru yola çıktık. Israrlar ve ricalar üzerine bisikletleri de teleferiğe almamıza izin verdiler.

Pergamon zamanın sağlık merkezi imiş. Şu meşhur yılanlı asa sembolü burada ortaya çıkmış.

Buradaki kalıntılar 1800 lerin sonlarında Almanlar tarafından bulunmuş. Parsayı da kapatmışlar zaten Athena Tapınağı ve Zeus Sunağı’nı Berlindeki müzeye götürmüşler , parça parça taşıyıp orada aslına uygun birleştirmişler. Adamlar çılgın.

Aşağıdaki tiyatro dünyanın en yüksekteki tapınağı imiş.

Ve Alinin vermeye çalıştığı Michelangelo pozu.

Kestel Barajı manzaralı çılgın pozumu da verdim.

Yaklaşık 4 saat antik kenti turladık akşam 6 gibi dönüş yolunu tuttuk. Ama çok yorulmuştuk ve akşam oluyordu. Bu yüzden Aliağa’dan metroya binmeye karar verip 200 km olayından vazgeçip yaklaşık 160 km ile bitirdik günü.

Doğu Karadeniz Bisiklet Turu 3. gün

Kel Kemal Abi ile vedalaştıktan sonra başladım yola saat 9 gibi. Bugün biraz geç çıktım yola çok piştim, yandım resmen.

Öğle sıcağında Ayder’e vardım. Karnım çok acıkmıştı, bugün bir otelde kalasım vardı duş falan iyi olabilirdi. Dedim en iyisi hemen yerleşeyim de yemeği de orada yerim. Pazarlık yaptıktan sonra 60 liraya bir yer buldum. Ayder’de çok fazla otel var, genel olarak diğer yaylaların merkezi gibi bişey, bakkal falan da var.

1 saat dinlenmeden sonra yukarı kavrun’a doğru çıkan minibüslerden birine bindim. Çıkarken çok tembihlediler, son minibüs 5 de diye geç kalırsan hava kararır ayılar kapar seni 😀 Ama ben buralara ayıdan korkmak için gelmediğim için bunu kulak arkası ettim. Gezebileceğim kadar gezecektim, sonra bir çaresini bulurum elbette gerekirse koşarak bile inerim 12 km like Yukarı Kavrun Ayder yolunu 😀

Yarım saatlik bir yolculuk sonunda Yukarı Kavrun’a vardım. Minibüste 80 yaşlarında çok ilginç bir amca vardı. Leonidis sakallı , hacı bir amca idi. 
Amca dedi ki “sana hayatın 3 sırrını vereyim mi ?”
Dedim “Ver”
Başladı anlatmaya ama aşırı laz şivesinden dolayı ilk sırdan sonrasını anlamadım ve dedim ki en iyisi amcayı videoya alayım evde çözerim dediklerini 😀 Videosunu atacam bir ara şu an askerde çarşı izninde olduğumdan video elimde değil.
Kavrun’da dağcı çantalı biri gördüm konuştuk biraz o da Zirve’ye doğru gidecekmiş, kamp atacakmış öküzyatağı civarında. Anlaştık 2-3 saat ben onunla gidecektim saat 6 gibi aşağı geri yürüyecektim. Nitekim de öyle oldu aşağıdaki fotolar Mezoyir çayırına çıkarken çekildi.  Buralardan karlar görünüyordu Temmuz sonu olmasına rağmen.


Dağlara doğru

Millet balık tutuyor biz de aylak aylak geziyoruz
Ben yaptım pozu
Buradan sonra güneş batmaya başladı ben de dönüş yolunu tuttum. Çıkarken arkadaşın gps’i ve işretli taşlardan yardım alarak patikaları bulmayı çalıştık ama çoğu yerde kaybedip kendimizi çalıların içinde bulduk. İnerken ise patika gün gibi ortada idi.  
Büyükçe bir boğa yakınından geçsem belki de beni kovalardı.
Yukarıdaki dereler Kavrun’da toplanmış akşam güneşi ile çok güzel duruyor.
Sordum minibüsler bitmiş, ben de yürümeye başladım otelime doğru. 
Yürürken bir yandan da otostop için elimi kaldırdım. Bir vw Amarok durdu 
“Kabin dolu ama bagajda geleceksen atla gel”
“Olur dedim konfor bizim neyimize”
Konuşup tanıştık biraz; İzmir’den yola çıkmış, memleketini ziyarete gelmiş ailesi ile. İzmir’de balıkçılık yapıyormuş Ramazan Abi. Yol boyunca durup durup çiçek kopardı. Sağolsunlar beni Ayder’e kadar getirdiler. Gökçeada’dan aldığı bir kasa şaraptan da bir şişe bana hediye etti 😀 Dedi arkada idi içesi idin bir şişe de 
Bisikleti odamın yanına böyle bırakmıştım geldiğimde hala duruyordu, gözünü seveyim yaylaların , köylerin canı cehenneme şehirlerin ve onun yarattığı hırslardan , hırsızlıklardan.
Akşama da makaran şarap yaptım resmen yaylada 😀

Doğu Karadeniz Bisiklet Turu 2. gün

Dün akşam böyle Trabzon’a varmıştım, herkes oruçlu şehirde kimse yok oruçlu olmasam da ben de bir iftar yaptım:) Sonra baktım ki şehir içine kamp yapılmaz hava karamış olsa da biraz daha sürüp ileride kamp yapmaya karar verdim.

Forum Trabzon

Kamp için karar verdiğim ilçe Arsin. Yolda da bir kahve gördüm kalabalıktı dedim kesin ucuzdur bura. Öyleymiş de çay 50 kuruş sütlğ neskafe 1 lira 🙂

işte Arsin’de gece kamp kurduğum park burası. Burayı da yolda gördüğüm spor mağazasındaki çocuk söylemişti. “Arsin’de sahile dev bir park yapıldı” demişti.

Bir araba yola kapıyı açmak suretiyle beni düşürdü. Bilek hem burkuldu hem de kesildi. Bu halde gidemem dedim beni 30 km ileri bıraktı sağolsun. Ama olay sırasında polis gelmişti hastaneye gideriz diyen şoför sonradan bir eczeneden tentürdüyor alıp gelince ikiyüzlülüğü gördüm:) Neyse zaten hastaneye gidesim de yoktu.

İşte Çamlıhemşin, Ayder’e daha 17 km var

Hava karardı Ayder’e varamadım. Yolda çay satan Kel Kemal abi gel bu gece burada kal hazır çadır da var dedi çok sevdim kaldım ben de 😀

Kel Kemal Abi ve Çamlıhemşin belediye işçileri. Çöp topluyorlarmış Ayder , Şenyuva ve çevre köylerden

Doğu Karadeniz Bisiklet Turu 1. Gün

Son 3 ayı bu turu planlayarak ve hazırlanarak geçirmiştim.
Bayramdan önceki hafta yıllık izin kullanıp bayrama kadar Doğu Karadeniz’de gezip arefe günü Elazığ’a annem ve babamın yanına gidecektim.

Yolculuk 19 Temmuz Cumartesi şöyle başladı.

Cumartesi 12:00 de doğu karadeniz turizm ile Trabzon’a yolculuk başladı. Ertesi gün 8:00 gibi Trabzon’a indim. Muavin illa para ver diyince bisiklet için 10 lira verdim. Ama daha önce firma görevlileri bisiklet için para almıyoruz demişlerdi. Bu işler muavine bağlı tamamen.

Trabzon’dan Gümüşhane’ye de Bayburt turizm ile geçitm çünkü onların otobüsler biraz daha büyük idi. 11:00 gibi Gümüşhane’ye girdik ve ablama gittim hazırlanmaya.

Yeğenim Ceren diyor ki “bu kaskık çok güzelmiş”

Saçları da usturaya vurdum zira çok dökülüyorlardı.

 

 

 

 

 

 

Gümüşhane

Gümüşhane

 

 

Ziganaya tırmanış

Ziganaya tırmanış

Ablamın hazırladığı yolluğum. Yumurta’dan böreğe kadar herşey var 😀 gün boyunca onları yedim.

Az sonra yağmur başlayacak ama onun fotosu henüz yok telefon tamir edilince atarım.

Zigana’yı geçince inişte Hamsiköy civarı. Burası eski tarihi yol.

 

esya tasıma

Bu yöntemle galiba eşya taşıyorlar. Yol boyunca çok gördüm bunlardan.

BabaYol kenarlarındaki babalar.

– Selamın Aleyküm
– Aleyküm Selam

 

hamsikoyKarşı tepelerin dibinden yeni yol geçiyor asfalt kaliteli ama ben manzara ve emniyet için eski yoldan geldim.

Amca da İsviçre’den bisikletini getirmiş ama  çok yıprandı buradaki bisikletçiler de anlamıyormuş.

 

Buralar hala Zigana’dan iniş Hamsiköy’e uğrayıp sütlaç yedim ama onun fotosu telefonda kaldı.
Telefon da bozulduğu için tamirden sonra atarım ordaki fotoları da.

 

Eski yoldan Maçka’ya kadar indim. Saat 16:15 civarı idi. Sümela 20 km imiş Maçka’dan. Çıkamazsın gidemezsin dedi herkes hem çıkana kadar kapanır ora dediler.

Minibüsler 14:30 da bitiyormuş zekaya bak ya o saatten sonra giden olmayacak. Tek çare taksi dediler. Buraya kadar gelmişken 50 TL yi bastım Zigana’ya gittik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gardiyan odaları

Gardiyan odaları

Gardiyan odalarında sanatsal fotoğraf çalışmaları 🙂
Tek olunca ben bi çiftin fotoğrafını çektim karşılık olarak onlar da beni çekti 😀

 

 

 

Manastırlar’da Fırından kalacak yere kadar herşey var, bizdeki Külliye gibi. 
Aydın’daki İlyas Bey Külliyesinde de Cami , öğrenciler için kalacak yer ve hamam vardı.

 

 

 

 

Adem ile Havva’nın Cennetten kovuluşunu anlatan Freskler de var ama çok zarar görmüşler. Çobanlar ateş yakmış , gençler “Ali -> Ayşe” yazmışlar

 

Bu fresk Galiba İznik Konsülünü anlatıyor rehberlerden duydum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anneme Yolculuk Turu

Karadeniz yaylalarını hep gezmek istiyordum tabi bunu bisiklet turu olarak yapmak daha da güzel olacak gibi.

Turun planı şöyle Gümüşhane’de ablamdan başlayacam tura Zigana’dan geçip Sümela Manastırı ve Altındere Milli Parkını gezecem oradan Trabzon az daha ilerleyip kamp kurarım bulduğum yere.

Tur Haritası Google Maps

Bu sırada görmek istediklerim

1. Karaca Mağarası – Torul
2. Sümela Manastırı – Maçka
3. Zigana Tarihi İpek Yolu ve Hamsiköy Sütlacı
4. Trabzon Ayasofya Müzesi
5. Vazelon Manastırı – Maçka
6. Peristera Manastırı – Maçka
7- Kaymaklı Manastırı – Trabzon
8- Fırtına Deresi
9-  Tar şelales
10 -Palovit Şelalesi
11- Yukarı Kavrun
12- Pokut yaylası

İzmir – Priene – Miletos – Apollon Tapınağı – Didim Turu 2. Gün

Bu topraklarda gezerken aklıma hep Şeyh Bedrettin Destanı gelir

Sabah 6 da Güllübahçe’de uyanıp çadırı falan toplayıp antik kente doğru çıktım.


“Baktı. 
Bedreddin yiğitleri kayalardan ufka baktılar. 
Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu 
fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla. 
Oysaki onlar bu toprağı, 
bu kayalardan bakanlar, onu, 
üzümü, inciri, narı, 
tüyleri baldan sarı, 
sütleri baldan koyu davarları, 
ince belli, aslan yeleli atlarıyla 
duvarsız ve sınırsız 
bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.”


Buletuerion tiyatro ile karıştırılmasın, meclis binası gibi bişey. Bir üstteki resme ait açıklamadır.


Nayk reklamı 


Buletuerion


Athena tapınağını ilk gördüğüm an çok sevindim 


Athena tapınağı ve zamanında Priene’lilerin mermer çıkardığı o yüksek tepe.


Bayağı yüksek


Yazılar hangi döneme ait bilmiyorum ama Priene milattan önce 6. yy civarında kurulmuş. 
Sonra Lidya, Pers, Bergama(Pergamon) , Kapadokya ve Roma bu şehri almışlar.


Athena tağınağına ait açıklamalar.


Tiyatro


Üstteki resimlerdeki tiyatroya ait açıklamalar


Eskiden böyle imiş tiyatro


Tiyatronun Krokisi

1900 lerden sonra alman arkeologlar burada en çok çalıştığı için açıklamalarda Almancası da eksik değil. 
Mısır tanrıları ne iş onu ben de çözemedim , Sfenks de göremedim etrafat ama belki vardır.

Hava aydınlandı ben gezene kadar.


Son kez bakıyorum bakıyorum bu heykellerin kaynağı mermer tepeye 
Antik kente bitti köye indim.


Bu yapı antik değil yanlış olmasın  Dağdan inen su buradan uçuyor, altta da bir çeşmesi vardı.

Kahveyi ve sürekli bilgisayarla uğraşan inşaatçı amcaları çekmeyi unuttum 

Bundan sonra nereye gitsem ne yapsam diye düşünürken dedim ki :
Önce 20 km ilerdeki Miletos’a gideyim oradan dönüp Magnesia antik kentine giderim 
sonra da Ortaklar’dan trenle İzmir’e giderim. Lakin öyle olmadı. 

Aradım TCDD Ortaklar istasyonunu bisikleti almıyorlarmış trene 
sonra biraz araştırma yaptım bisiklet yük sınıfına giriyormuş aradım tekrar
Tamam dedim yük olarak alın bu sefer de bisikleti yük olarak da alamayız çünkü yük trenleri 100 ton gibi büyük malları taşıyorlar dedi.

Ne yaptımsa olmadı, yönetmelikten örnekler veriyorum rica ediyorum , ısrar ediyorum gene de almadılar.
Son söyledikleri ise çok manidar idi.
“Bakın beyfendi bu çok talep edilen bişey zaten (bir tek sen değilsin bunu isteyen herkese hayır diyoruz hadi yürü işine demek istediler bence) alamayız”

Sonraki planımı şöyle yaptım: Miletos oradan Didim gidip oradan da İzmir’e sürmek hem çok uzun hem de aynı yol sıkıcı olacaktı bu yüzden Didim – İzmir otobüs bileti aldım

Ne zaman Aydın’a gitsem dünya bu topraklardan kurulmuş diyorum.

12 iyon kentinden Priene’den sonra Miletos’ a geçiyorum.


Mendereslerden biri ama galiba büyük olandı.


Priene Miletos yolu 


Önce müze ileride tepede de şehir karşımıza çıkacak.


Aslanlar dışarda 


Lahit

İçeri girelim. İçeride heykeller minos, miken ve arkaik dönem olarak tarihler ayrılmışlar. M.Ö. 20. yy dan başlayıp 6.yy a kadar devam ediyor.
En yenisi tabiki arkaik dönem. Sonraları da helenistik dönem başlıyor. 

Sütun başlarına dikkat. Ucu kıvrık bu tarz sütunlar iyon devletlerinin mimarisi.


Amphoralar. 


Bu heykellerde Mısır etkisi var gibi. Yunan ve Mısır tanrısı ilişkisini tam çözemedim.

Adamlar heykelcilikte çok iyiler. Serçe parmak kadar testiler.

Nehir tanrısı

Sfenks lerden geriye kalanlar.

Geçelim şehire

Efes’in tersine burada tiyatro önde.

Soldaki tünelden tiyatronun üstüne sağdakinden de şehire çıkılyormuş. Ben de soldan çıkıp önce tepeye çıktım.

Selfie de eksik olmasın, tüneldeyim.

İşte üstteyiz.

Yine yeni yeniden.

İsteyenler yakınlaşıp okusun diye çektim 

Liman anıtı; çok ilginç her taraf kara ortası su bir limanın tersine 

Delphinion; Apollon’un yunusu için yapılmış

Hamam

Şimdi de geçelim İlyas Bey Külliye’sine. Bu da antik kente çok yakın idi. Tabiki farklı bir zamandan …1404

Menteşeoğulları beyi İlyas Bey yaptırmış. Külliye olduğu için öğrenciler falan da kalıyormuş. Hamamı da var.

Yollar gene can alıyor.
Geyik bir yana yollarda her gün onlarca hayvan görüyorum ki araba ezmiş. 
Bir keresinde araba çarpan köpeği kucaklayıp yoldan almıştım da o da sakat kalmıştı. Arkadaşın veteriner babası ilgilendiği halde.

Didim’e doğru yola çıkıyorum bundan sonra.

Miletos’tan Didim’e pedallıyoruz. Yaklaşık 22 km var. Bu yol kutsal yol diye geçiyormuş.

Fransa’dan tatile gelmiş bi amca da bisikleti ile Didim’e gidiyordu. Bi fotomu çekti sağolsun 

Geldik Apollon tapınağına. Görevliler yemeğini içerde yiyebilirsin diyince bu fırsatı kaçırmadım. 
Gölgede tapınak manzaralı yemeğimi yedim. Bu arada dün akşam yemeğine, reçel ve sulara 20 lira vermiştim için yanmıştı.
Hala o 2 kiloluk ekmek ve reçeli yiyorum dünü telafi ettik 

Gölgede keyif yapıyorum

Bir de öbür uçtan. Çok büyük bi tapınak.

Buralar tapınağın dışı.

Ne uygarlık ama düşünsene ekmek, incir , üzüm yiyosun ama böyle kocaman mermer kuleler , tapınaklar yapıyosun. 
Harika heykelcikler, amforalar …

Vee Türkiye ile ilgili bütün tanıtımlarda gördüğümüz o meşhur heykel : Medusa. 
Burada çok sevimli çıkmış ama aslında ona bakanları taşa çeviriyormuş. 

Bu tablo burada olmasa da meşhur ressam Caravaggio da böyle çizmiş Medusa’yı:


Apollon Tapınağı